13 Temmuz 2015 Pazartesi

Oysa düşlerim başkaydı

Sevme müptelası bedenlerimizin diline sakız olmuş "aşk". Benliğin ötesine geçmek; ötede bir yerde onu bulmanın habersizliğinde, bir çift göz ve bir gülüşe yazılan milyonlarca satırın hatrını yok saymak olmuş.
Ulaşılmaz olanın yoruculuğundan kaçmak kolayken, ulaşılmaza giden yolun yolcusu olmak hep ağır gelmiş ruhumuza.
Henüz sen olmanın ben olmanın kıymetini bilmezken kalbimiz "biz" olmanın kutsallığına bürünmüş herkes.
"Biz" olmak. Küçük bir kalbe iki koca yüreği sığdırmanın verdiği tutkunun;  dilimizden, dudaklarımızdan döküldüğü anlardan birini düşlerim yokluğunda. Usul usul yaklaşırım sonra yanına. Bir şey söyleyemem. Ama sen anlarsın. Kokunda bulduğum huzuru dünya sessizliğe bürünse bulamam. Bilirsin senin olmadığın zamanlarda sessizliği severim. Tıpkı dün gibi, bugün gibi ve tüm diğer yarınlar gibi.


Bu kalp seni unuttu

24 Haziran 2015 Çarşamba

Ah müjgan ah



sevgimizin bir tanesiydin müjgan.
saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür,
elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti.
ve de her ne hikmetse o da bana gönüllüydü.
öyle bir sevdim ki müjgan’ı,
dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim,
evleniriz gibi geldi bana.
evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar,
fakir soframız kurulur gibi geldi.
sahil bahçesinde gazoz içerekten
gizli gizli mal-ü hülya kurardık.
sonrada çarşılara giderdik.
eşya beğenirdik elden düşme;
aynalı konsolumuz
topuzlu karyolamız bile olacaktı.
müjgan’ın her an her bi daim yanında olacaktım
ama olmadı gitti.
nereye mi ?
paraya gitti abicim paraya
nasılda sevmiştim yıllarca ben seni
her akşam bekledim yollarını
elbet bir gün biz yuva kurarız derken
duydum evlenmişsin sen zengin bir gençle
zengin olsaydım sensiz kalmazdım
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
param olsaydı aşkım kalırdın
seve seve yanımda benimle yaşardın
nikah resimlerimizi de çektirdiydik.
sonra karpuzcu raşit ağabeyinin
kayınbiraderine borç ederekten
nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştık.
ama müjgan takmadı bunu
takamadı uçuverdi elimden.
meğer gizlice altın bir kafes bulmuş kendine.
müjgan’ın gelinliğini hususi diktirmişler,
benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar yani
öyle sevindim ki.
mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim hergece
sonramı ne oldu
müjgan gibi bende
birbirimize ettiğimiz sözleri
ettiğimiz yeminleri unuttum.
bir daha mahalleye gelmedi müjgan, gelemedi.
bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş dediler.
senede birkaç ay zaten avrupa’daymış dediler.
zaman şifalı bir ilaçtır unutursun dediler,
unuttum bende unuttum
hiç aklıma gelmedi.
hatırlamıyorum Müjgan’ı
hatırlamıyorum şimdi
Bu şiiride ben yazmadım zaten
Unuttum abi bende unuttum
Hatırlamıyorum şimdi
Müjganın gözleri ne renkti

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Belki de aşk bitti ve biz onu hiç yakalayamadık

Güzel bir kız kardeş,  nasıl bir babanın kızıdır?

'Öperken dudaklarını, kendimi başka bir alemde hissediyorum. Duygular öyle yoğun nüfuz ediyor ki benliğime, etrafımızı saran bir çelik duvar misali, soyutluyorlar bizi bu alemden. Seninle ellerin ellerimde koşmadık yer bırakmadık. Sen sarılırken boynuma, sımsıcak dudakların yakınca dudaklarımı, uykudan uyanıyorum. Önce adını mırıldanıyorum, sonra bunun bir rüya olduğu hakikatini idrak ediyor ve haykırmaya başlıyorum. Seni, seni sevdiğimi. Haykırıyorum. Boğazım yırtılana kadar, "Nilüfer" diye, "Allahım, kavuştur beni" diye...

Sevgili eşim, aşkım, ruhum, tek dileğim seni bildiğimden daha iyi, neşeli ve sıhhatli bulmaktır. Kalbimin en derin yerinden gelen ateş gibi duyguyla öpüyorum seni. Her iki gözünden, yanaklarından ve dudaklarından.

Seni her Allah'ın günü rüyamda gördüğümü söylesem, bana inanmazsın. Ama aynı tasvir ettiğim gibi, terleyerek uyanana dek yanımdasın her gece. Aynı odada uyuduğum arkadaşlarım sesime uyanıyor, yine rüya gördüğümü anladıklarında gülmeğe başlıyorlarmış.

Sevgilim, kaderim, iki gözüm, alınyazım.. Çok değerli mektubunu aldım. İçime büyük bir sevinç doğdu. Müthiş bir sevinç, ve sevgi. Teşekkürler sana canım. Teşekkürler sana. Duyduğum minnet anlatabileceğim cinsten değil, yazan ellerin dert görmesin. Güzel parmaklarının benim adımı yazdığı, hatta beni sevdiğini yazdığı bir mektubu, hele hiç beklemediğim bir zamanda bu hediyeyi almak, içimde güller açtı ey canım.

Mektuplar sınırda kontrol edildiğinden dolayı biraz geç getirmişler mektubunu. Bu yüzden sürpriz oldu bana. Sana tekrar teşekkür ederim yüreğim.

Gülümsün, benimsin, taptığımsın, tek varlığımsın. Şükrediyorum Allah'a bana seni bağışladığı için. Ekmek gibi öpüp başıma koyuyorum seni, kutsuyorum. Sen beni hayata bağlayan, yaşamayı sevdirensin. İnan bütün kalbimle söylüyorum ki, ben sensiz yaşayamam.

Sevgili Nilüfer'im, her bir damarım. Mektubunda kendime iyi bakmamı istediğini yazmışsın. Bu düşüncen ve sıcak ilgin için sana minnettarım. Eğer yaşamakta gözüm varsa, sırf senin gözlerin için, kalbim atmak istiyorsa, senin kalbin içindir. Bana olan sevgin, yüce aşkın içindir. Senin için yaşıyorum.

Canımsın. Mektuptan bir süre sonra gönderdiğim para ulaşacak eline. İnşallah memnun olacaksındır.

Bu seferlik benden bu kadar. Fakat bil ki seninle sohbete doyamam. Sana yazmaya doyamam. Her haberini dört gözle bekliyorum. Deliyim, aşkına muhtaç, sana kurbanım. Boynuna sımsıkı sarılıp kokunu içime çeker, hissedince dudaklarını dudaklarımda, pembeliğini soldururcasına öperim.

Sonsuz sevgi ve selamlarımla.
Seni çokça seven bir adam. '

6 Nisan 2014 Pazar

her satırda

Onunla yaşamak zor değil aslında,  zor olan her an aklından uçup gidecekmişcesine korka korka onu yaşatmak.
Aklımdan çıkmıyor değil ama
Aklıma düşen canımı yakıyor.

en kahverengi

Kıvrımları vardı
Kıvrımları vardı kirpiklerinin
Her kıvrımı ayrı güzeldi
Her kıvrımı başka bi' dünya
Her kıvrımı, benim dünyam

Biliyorum Sana Giden

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.